Giriş sayfasına dönmek için tıklayınız - Click to return home pageMakromed hakkında öğrenmek istedğiniz herşey - All about Makromed
 
  1. Giriş
  2. Hidrosefali nedir ?
  3. CSF şantı nedir ?
  4. Beyin cerrahı SOPHY® vanasını niçin seçmiştir?
  5. SOPHY® vanası ile tedavim hakkında ne diyorsunuz?
  6. Doktorumla ne zaman temasa geçmeliyim?
  7. Sözlük
 
 
 
 
GİRİŞ

Merkezî sinir sistemi (CNS) beyin ile omur ilikten oluşur.
 
Bu sistem kafatası ile omurgayı içeren kemik yapıları içinde yer alır ve genelde “menenj” olarak adlandırılan bir menenjal kılıf ile korunur.

Beyin sağ ve sol olmak üzere iki serebral yarımküre şeklindedir. Bu yarım küreler alt orta kısımlarında birleşerek beyin sapına kadar uzanan diansefali meydana getirirler.
Beyin sapı da alt ucundan omuriliğe bağlıdır.

Yarımkürelerin her biri yan ventrikül olarak adlandırılan birer boşluğa sahiptirler. İki yan ventrikül ön taraflarından açık olup frontal, temporal ve oksipital adı verilen birer çıkıntı
gösteren bir hilâl biçimindedirler. Alt kısımlarında ise Monro foramenleri vasıtasıyla alttaki üçüncü ventriküle bağlıdırlar.
 

 

Diansefalon içinde üçüncü ventrikülün yer aldığı iki beyin yarım küresinin bulunduğu yerdir.

Beyin sapı yukarıdan beyine ve alttan da omuriliğe bağlı olup mezansefal (orta beyin), pons ve soğancık (medulla) adlarını taşıyan üç kısımdan oluşur.

Dördüncü ventrikül önde pons’un arka yüzeyi ve arkada da beyincik ile sınırlı olup üstte Sylvius borusu üzerinden üçüncü ventrikül ve alttan da Luschka yan foramenleri ve Magendie orta forameni vasıtasıyla subaraknoid alanlarla irtibatlıdır.
 

Beyin ventrikülleri serebrospinal sıvı (CSF) adı verilen saydam bir sıvı ile doludur.

CSF ventriküllerde koroid pleksus tarafından yetişkinlerde saatte yaklaşık 20 ve çocuklarda 8 ml/h miktarlarında üretilmektedir.

ventriküllerde dolaşım yapan CSF foramenler üzerinden dördüncü ventrikülü terk eder ve beyin ile omuriliği çevreleyen subaraknoid boşluğa gider.
 

 
Bu sıvı araknoidden bir tür çıkıntı teşkil eden araknoid viluslar (Pacchioni granülleri) tarafından soğurularak dura mater ve beynin orta hattında sajittal sinüs ile temas halindeki boşluklardan kan dolaşımına geri döner.
 

 

 

Normal koşullarda CSF salgılanması ve
soğurumu arasında tam bir denge vardır.

Yetişkinlerde ortalama CSF basıncı yatar durumda iken 120-180 mm H2O (-10 mm Hg) do0laylarında iken basınç ayakta dururken sıfıra yaklaşır. CSF basıncı referans ölçümleri beyin ventrikülleri seviyesinde yapılır ve intraventriküler basınç olarak adlandırılır. Bu değere ayrıca
interkranial basınç adı da verilmektedir.

CSF saydam bir sıvı olup mekanik koruyucu rolü ötesinde sinir sistemi ile vücudun geri kalan kısmı arasındaki metabolik alışverişte de rol oynar.
 
 
 
 
HİDROSEFALİ NEDİR?


Hidrosefali terimi kafatası içinde aşırı sıvı bulunduğunu belirtir. Bu durum CSF üretimi ile soğurumu arasında bir dengesizlik bulunduğunu belirten bir patolojidir. Hidrosefali ancak CSF’nin ventriküler boşluklardan çıkamadığı ya da soğurumda bir bozukluk belirdiği hallerde meydana gelir.
 
Kafatasının boyutları fontanellerin henüz açık olduğu 18 aylığa kadar olan çocuklar haricinde sabit olduğu için ventriküllerdeki sıvı hacminde
meydana gelecek herhangi bir artış beyni etkiler ve nörolojik emarelerin belirmesine neden olur.
 
 
 
Başımdaki sıvı normal olarak boşalmadığı için tedavi görmem gerekiyor.
 
Hidrosefalinin farklı türleri vardır:

Doğumdan önce ya da doğumda oluşmuşsa kalıtsal.
Doğumdan sonra örneğin bir kafa travmasından, menenjitten, beyin kanamasından, neoplastik veya sistik hastalıktan sonra meydana gelmişse edinsel.

Hidrosefali genellikle iki tipe ayrılır:

Obstrüktif hidrosefali.
Obstrüktif olmayan hidrosefali

Obstrüktif hidrosefali ventrikül boşluklarında CSF dolaşımının engellenmesinden ileri gelmektedir. Tıkanma genellikle Sylvius borusu seviyesinde olmakla birlikte Monro forameninde ve diğer foramenlerde de görülebilir. Bu tür hidrosefalilerde sık sık artan intrakranial basınç klinik belirtileri ortaya çıkar.

Obstrüktif hidrosefalinin temel nedenleri şunlardır:

- Sylvius borusunun kalıtsal tıkanıklıkları
- Arnold Chiari Sendromu (Spina Bifida)
- Arka fossa tümörleri

Beyin etrafındaki CSF dolaşımına bir engel çıktığında ya da soğurma noktaları çalışmadığında obstrüktif olmayan hidrosefaliler belirmektedir.

Bu hidrosefalilerin ana nedenleri iki gruba ayrılabilir:

Aşırı CSF üretiminden doğanlar

* Koroid pleksus papiloması (Çok nadir bir tümör tipi)

CSF soğurumunun bozulmasından kaynaklananlar:

* Sebebi bulunamayan idyopatik ansefaliler. Bunlara kronik yetişkin hidrosefalisi (CAH) ya da normale çok yakın intraventriküler basınçlarla birlikte görüldükleri için normal basınç hidrosefalisi (NPH) adı da verilmektedir.
* Menenjit sonrası hidrosefalileri.
* Hemoraji sonrası (baş yaralanmaları, anevrizma veya arteryovenal bozukluk) hidrosefalileri.

Hidrosefalinin klinik belirtileri ventriküllerde genişleme ve bazen de kafatası içi basınçta artış şeklindedir.

Bu belirtiler hastadan hastaya ve yaşın bir fonksiyonu olarak görülür. Örneğin bebeklerde ve küçük çocuklarda kafatası kemikleri tam olarak kaynamamış olduğu için yetişkinlerden farklı durumlarla karşılaşılmaktadır.

Çocuklarda hidrosefalinin olağan belirtileri şunlardır:

- Baş çevresinin anormal derecede artışı.
- Kabarıklık yapan bıngıldaklar.
- Kafatası çevresindeki damarların genişlemesi.
- Kusma
- Bakışların aşağı kayması, sinirlilik, isteksizlik ve hatta bunalımlar.

Artan kafatası içi basınç ta, sebebe bağlı olarak gençlerde ve yetişkinlerde şu belirtileri verebilir:

- Baş ağrıları,
- Kusma,
- Görme bozuklukları (bulanıklık, çift görme) ve göz fundusu muayene edildiğinde saptanan papilödem.
- Bilinç bozuklukları (isteksizlik, artan tembellik ve hatta koma).


Benzeri başka emareler de görülebilir ve bunlar hekim tarafından sistematik olarak incelenir. Bu emareler arasında kalp atış hızının azalması ve krizler de olabilir.

Aşağıda belirtilen karakteristik Hakim Üçlemi en çok yetişkinlerde rastlanan normal basınçlı hidrosefalilerde görülmektedir:

- Demans görümümü veren psikiyatrik bozukluklar

Burada en çok yavaş düşünme ve eylem, isteksizlik ve kayıtsızlık, özellikle zaman açısından ciddî bellek ve yönelim sorunları, dikkat yetersizliği ve gerçekleri algılama sorunları söz konusudur.

- Yürüme bozuklukları ve dengesizlik

Zaman içinde sendelemeye erişen ve kişiyi yavaş, dikkatli ve kimi hallerde de ayaklarını sürüklemesine giden statik bozukluklar görülür. Dönme, ani duruşlar ve yürüyüşler de dengenin bozulmasında etkili olabilmektedir.

- Büzme kası bozuklukları

Bazı hallerde kişi idrarını ve hatta gaitasını tutamaz. Bunun dikkatsizlikten, fark etmemekten veya sıkışmadan ileri gelip gelmediği bilinememektedir. Hasta idrarını herhangi bir yerde yapabilir ve giysilerini ıslatabilir.

Belirtilerde lomber ponksiyon ile boşaltma ardından azalma görülmesi gerek prognoz ve gerekse tedavi açısından olumlu işaretlerdir.

Hekim hidrosefalinin nedenini bulmak ve şiddet derecesini saptamak için çeşitli araştırmalar yapacaktır:

1. Tomodansitometri (CT taraması)

Bu teknik Röntgen ışınlarının içinden geçtikleri yapıların yoğunluğunu ölçerek beynin, ventriküllerin ve subaraknoid boşlukların ayrı ayrı imgelerini verir ve bazı hidrosefali türleri için mükemmel bir tanı yöntemi oluşturur.

2. Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRI)

Yoğun bir manyetik alan içine alındıklarında beyin hücrelerinin gönderdiği sinyaller bir bilgisayar aracılığı ile anatomik yapıların son derece kaliteli imgelerine dönüştürülür. Bu teknik ayrıca kimi hidrosefali türlerinde CSF dolaşımının kalitesini de göstermektedir.

3. Ultrason

Bıngıldak üzerinden yapılan ultrason uygulaması küçük çocuklarda ventriküllerin boyutlarını belirlemeye olanak verir. Ancak çocukluk yaşını aşanlar ve yetişkinler için kullanılamaz.

4. Ventrikül içi basıncın ölçülmesi

Bu ölçüm bir basınç ölçme sistemine bağlı bir kataterin ventrikül içine sokulması suretiyle yapılır.

5. CSF akışına direncin ölçülmesi

Bu metot ile obstrüktif olmayan hidrosefalilerde CSF soğurma kapasitesi saptanmaktadır.

Lomber ponksiyon ile sabit hızda bir enfüzyon sağlanır ve enfüzyonun geçişi için gereken basınç aynı anda kaydedilir.

Normal basınç –12 mm Hg/ml/dakikadır.

6. Basınç hacim endeksinin (PVI) ölçülmesi

Burada basınçta hacim değişmesinden doğan değişiklikler saptanmaktadır. Zerkedilen beher birim basınç için basınçta ne kadar fazla değişiklik olursa beynin uyum yeteneğinin o derece az olduğu anlaşılır. Pratikte PVI bu şekilde ve zerk suretiyle basınçta on katlık bir artış sağlayan hacim biçiminde belirlenmiş
olmaktadır.

Normal PVI >20 ml’dir.

7. Beyin pals dalgası genliğinin ölçülmesi

Bu metot beyin uyum yeteneğinin değerlendirilmesi için dolaylı bir yaklaşım olup dalganın genliği uyum ile ters orantılıdır.
 
 
 
 
CSF ŞANTI NEDİR?
 

Karbonik hidraz inhibitörleri (asetazolamid) gibi bazı ilâçların obstrüktif olmayan hidrosefaliyi geçici olarak kontrol edebilmesine rağmen etkili yegâne tedavi yöntemi cerrahidir.

CSF şantları çok uzun zamandan beri kullanılmakta olup bugün bile endoskopik tedavinin endike veya mümkün olduğu hallerde hidrosefali tedavisi için yapılan en önemli ilerlemeyi teşkil ederler.

CSF şantı doğal yolaklarda bir engelin CSF akışına olanak vermediği hallerde yapay bir yolak sunmakladır.

Şant CSF’nin beyin ventriküllerinden veya subaraknoid bölgelerden bir başka soğurma alanına (kalbin sağ atriumuna veya perotonal boşluğa) kateter adı verilen ince borular vasıtasıyla aktarılmasına olanak verir. Vana adı verilen oldukça karmaşık nitelikte bir
düzenleme mekanizması da kateter yolağı üzerinde bir noktaya yerleştirilir. Böylece sağlanan drenaj beyindeki fazla CSF’nin boşaltılmasını ve böylece kafatası içindeki basıncın azaltılmasını sağlar.
 
 
 
 
Sıvının bir miktar atılması gerekiyor. Böylece baş ağrılarımdan kurtulacağım.
 
Bir CSF şant sistemi şunlardan oluşacaktır:

Beyin ventriküllerine veya subaraknoid bölgeye proksimal olarak sokulan ve distal olarak bir rezervuara veya vanaya bağlanan, proksimal ucu kapalı olup üzerinde CSF'’in girmesi için çok sayıda delikçikler bulunan bir kateter Piyasada çok kateter tip ve konfigürasyonları mevcut olmakla birlikte düz ve dik açılı ventrikül kateterleridir.

İsteğe bağlı olarak vanaya bağlanan bir rezervuar.

Tek yönlü (yani CSF’nin beyne geri dönmesine olanak vermeyen) bir vana. Bunun da piyasada farklı tipleri ve konfigürasyonları görülmektedir.

Yine isteğe bağlı olarak vanaya bağlanabilen bir antisifon cihazı.

Proksimal olarak vanaya bağlı,distal olarak peritonal boşluğa veya kalbin sağ atrium girişine bağlanan bir distal kateter Bu kateterin de birçok tipleri ve konfigürasyonları vardır.

Distal uç bu kateterlerde açık olup CSF’nin kalp veya karın boşluğuna gidebilmesi için üzerinde birçok delikçikler bulunmaktadır.

Şantlar vücudun iyi tahammül edebildiği silikon, polisülfon veya paslanmaz çelik gibi maddelerden yapılmaktadır.

Kateter olarak adlandırılan iki ufak tüp genel olarak silikondan imal edilmiştir.

Konulduğu takdirde rezervuar. şantın etkinliğini değerlendirmeye ve zerkedilmek veya örnek alınmaya yarayan bir depo sağlar.

Görevi akış yönünü belirlemek ve ventriküllerde spesifik bir basınç sağlamaya yarayan vana iki kateter arasına yerleştirilir.

Hidrosefali vanaları hastasına göre farklı basınçlara ayarlanabilirler ve aşırı bir CSF drenajını önlerler.

Antisifon cihazı teorik olarak şantın proksimal ve distal kısımlarında yatıştan ayakta duruma geçişlerde meydana gelebilen ani basınç farklı ihtiyaçlarını karşılamaktadır.

Beyin cerrahı deneyimden elde edilen sonuçlara göre en uygun cerrahi metodunu ve vanayı seçmektedir.

Şant sistemi bir bütün olarak deri altına yerleştirilir.

Obstrüktif olmayan hidrosefalilerde kateter uçlarının ventriküler sisteme erişmeleri şarttır. Bu durumda ventriküler ve proksimal kateterlerden bahsedilir.
 
Uçlarından biri peritonal boşluğa veya sağ atriuma verilen katetere distal kateter adı verilir.

Bu klinik özelliklere göre beyin cerrahı CSF şant sistemini aşağıdaki ü tipten birine
bağlı olarak seçecektir:
 
 
Ventrikoperitonal şant (V-P)

Burada CSF beyin ventriküllerinden peritonal boşluğa şantlanmakta, burada gastroentestinal organları saran periton üzerinden kana soğurulmaktadır.

Ventrikoatrial şant (V-A)

CSF bu yaklaşımda beyin ventriküllerinden kalbin sağ atriumuna şantlanarak doğrudan doğruya kan dolaşımına girmektedir.

Lumboperitonal şant (L-P)
 
CSF bu şantta lomber
subaraknoid bölgeden
peritonal boşluğa verilir.
 
Bazı durumlarda kimi şantlar ventriküler kateter ile vana arasında bir rezervuar da ihtiva ederler. Hekim bu rezervuarı

- şantın etkinliğini belirlemek,
- CSF örnekleri almak, ve
- enjeksiyon yapmak

için kullanır.






CSF şantı ameliyathane koşullarında genel anestezi altında takılır ve beyin cerrahı her hasta için tecrübesine göre en uygun cerrahi metodu ve vanayı seçer.

Aşağıdaki evrelerin şematik olarak belirlenmesi gereklidir:

- Vanayı ve kateterleri deri altına yerleştirmek için birkaç ufak ensizyon yapılması.
- Kateterlerin deri altı dokularda tünellenmesi.
- Vananın deri altında kulak arkasından kafatasına, pektoral bölgeye veya yana konması.

- Kafa derisinde bir ensizyon yapılmasından sonra proksimal kateteri yan ventriküllerden birine sokmak üzere frele bir delik açılması.
- Distal kateterlerden birinin ucunun karın boşluğuna veya kalbin sağ atriumuna g,den boyun damarlarından birine verilmesi.

Ventriküloperitonal implantlardan bir örnek aşağıdaki şekilde gösterilmiştir:
 
  1. Karın ensizyonu
  2. Kafa ensizyonu
  3. Peritonal kateter kılavuzu
  4. Peritonal kateterin tünellenmesi
  5. Ventriküler kateterin yerleştirilmesi (Frez ve yerleştirme)
  6. Ventriküler kateterin vanaya takılması ve vana yerleştirme
  7. Peritonal kateter ucunda akışın kontrolü
  8. Peritonal drenin ayarlanması
  9. Kafatası ensizyonunun kapatılması
  10. Peritonal ensizyonun kapatılması
 
 
 
BEYİN CERRAHI SOPHY® VANASINI NİÇİN SEÇMİŞTİR?
 

Hidrosefalide kullanılan ekseri vanalar sabit basınçta (= dirençte) çalışırlar. Beyin cerrahı ameliyattan hastanın durumuna ve yapılan incelemelerin sonuçlarına göre hangi tip vanayı kullanacağına karar verir. İmalâtçılar genel olarak her modelden düşük, orta ve yüksek basınç olarak üç farklı kalibrasyon sunarlar. Ekseri hallerde cerrahın yaptığı seçim yerleştirme sırasında doğru olmakla beraber CSF’nin
şantlanması hastanın klinik durumunda değişikliklere yol açar ve cerrah ta tekrar müdahale ederek farklı bir basınçta çalışan bir vana yerleştirmek zorunda kalır. Birden fazla olabilen bu müdahaleler, envazif nitelikleri nedeniyle hasta için tehlikeden ari değildirler. Bu problemin çözümü istenen sahanın tamamını kapsayan çeşitli basınçlara tekrar cerrahi müdahaleye gerek duyulmaksızın ayarlanabilecek ve basınç değişikliklerine cevap verebilecek bir vanadır. Ayarlanabilir basınçlı vana gerisinde yatan kavram da budur.

Bu soru birkaç yıl öncesine kadar sorulabilecek bir nitelik taşımakta idi. Ancak basıncı ayarlanabilen vanalar günümüzde hidrosefali tedavisinde artık yerlerini almışlardır.

Ayarlanabilir basınçlı vanalar ve özellikle de Sophy® halen dünyada yaygın olarak kullanılmakta ve önemli bir ileri adım olarak kendini kanıtlamış bulunmaktadır.
 
 
Sophy® ayarlı basınçlı vana tek bir dış ayar ile çalışma basıncını ayarlama olanağına sahiptir.

Sophy® ayrıca CSF drenaj hızını cerrahi müdahale olmaksızın hastanın ihtiyacına göre ayarlar ve klinik ve CT taraması sonuçlarına göre cerraha çalışma basıncı semptomlarını giderme olanağını verir.

Basınç ayarı tamamen ağrısızdır ve ayar takımının bir parçasını teşkil eden ve cerrahın vananın hemen yukarısına olmak üzere deri altına yerleştirdiği özel bir mıknatısın manyetik etkisi ile gerçekleşir.

Basınç değişiklikleri aşağıdaki parçalardan oluşan ayar takımı yardımı ile cerrahi müdahale gerektirmeksizin yapılmaktadır:
 
Basınç selektörü
Ayar pusulası
Ayar mıknatısı
 
Sunduğu geniş ayar kabiliyeti sayesinde Sophy® vanası hidrosefali vakalarının ekserisinin, sebepleri her ne olursa olsun tedavisine ve dengelenmesine olanak sağlar.

Sophy® basınç yararlı vanaları hastanın normal günlük hayatlarını sürdürmelerini hastane yardımı olmaksızın imkân vermektedir. Bunun için basit bazı kurallara ve hekimin tavsiyelerine uyulması yeterlidir.

Sophy® vanaları imalat sürecinin bütün aşamalarında sıkı bir kontrol altındadır. Her Sophy® vanasının özellikleri kendisine has olduğu için üzerlerine ayrı seri numaraları gömme olarak yazılır. Bu seri numarası hastanın tanıtım kartına (PIC) de geçirilir ve
cerrah tarafından hastaya verilir.

Not: Sophy® ayarlı basınçlı vanaları lateks ihtiva etmez.

Sophy® vanaları birer PIC ve katalog, parti ve seri numaralarını taşıyan yapıştırma etiketleri ile birlikte ambalajlanır.

Hasta yerleştirilen cihazın referansını ve basınç ayarını gösteren PIC’i daima üzerinde taşımalıdır.
 
 
SOPHY sayesinde doktorum beni hastaneye gitme gereği olmaksızın tedavi edebiliyor.
 
 
 
SOPHY® VANASI İLE TEDAVİM NASIL OLUYOR?
 
 
Hidrosefali hastalarının çoğu CSF şantlarıni bütün hayatları boyunca muhafaza etmek zorundadırlar. Sophy® vanasının avantajlarından biri de hastaya normal bir günlük hayat olanağı vermesinde yatar.

Tedavi uzun bir süreç teşkil ettiği için hastanın uzun süre gözetim altında tutulması gerekir. Gerek hasta ve gerekse ailesi bu gözetim surecinde yer almak zorundadırlar.

Bu bağlamda ameliyat sonrası tedbirlerin alınması ve düzenli aralıklarla tıbbî kontrole gidilmesi meydana gelebilecek komplikasyonları önlemek için şarttır.

Hastanın klinik durumuna bağlı olarak bir göz muayenesi, bir kafatası CT taraması, şant sisteminde bir MRI veya Röntgen kontrolü istenecektir.

Hasta taşıdığı cihazı basınç ayarlarını bozabilecek ani şoklardan (sert sporlardan) uzak tutmalıdır. Bir şok vukuunda basınç ayarı beyin cerrahı tarafından kontrol edilmelidir.
 
İstediğim her şeyi yapmama olanak verdiği için SOPHY’yi seviyorum.
 
MRI

Yapılan testler vananın manyetik özelliklerinin ve dolayısıyla manuel ayarlarının 1,56 Teslas’a (15.000 Gauss’a) kadar güçlerde MRI muayenelerinden etkilenmediğini göstermiştir. Vana mekanizması bu etkilerden tamamen bağışıktır.

Bununla beraber rotor konunu MRI’da değişebileceği için aşağıdaki tedbirler önerilmektedir:

Cerrah hastayı muayene odasına almadan evvel rotor konumunu selektör ve kompas ile kontrol etmelidir.

Cerrah hastanın muayene odasından çıkışında rotor konumuna bakmalıdır.

Not: Kontrol sırasında hasta yatar durumda olmalıdır.

Eğer rotor konumu değişmiş ise cerrah Sophy® kullanma talimatında verilen bilgilere göre selektör ve ayar mıknatısı ile gerekli düzeltmeleri yapmalıdır.
 


GÜNLÜK YAŞAMDAKİ OLAĞAN MANYETİK ALANLAR
 
 
Sophy® vanalarının manyetik yayları günlük hayatta karşılaşılan manyetik alanların rotor üzerinde bir etki yapmasını önleyecek şekilde kalibre edilmiştir. Hava alanlarındaki manyetik güvenlik kapıları, cep telefonları, yüksek gerilim hatları, televizyon ve benzeri cisimler basınç ayarını değiştirmez.
 
Evlerde, oyuncaklarda, kulaklıklarda, hoparlörlerde bulunan daimî mıknatıslar ve elektrikli tıraş makinesi, saç kurutucusu ve benzeri aletlerde motorun çalışırken meydana getirdiği manyetik alanlar basınç ayarını etkileyebilir. Bu tür bir olasılığın önüne geçmek için vücutta vananın bulunduğu yere fazla yaklaştırılmamalıdırlar.

Yüksek şiddetteki manyetik alanlar basınç ayarını etkileyecektir.




HEKİMİMLE NE ZAMAN TEMASA GEÇMELİYİM?
 

Şantlarde başlıca komplikasyonlar tıkanmalardan, enfeksiyondan ve aşırı drenajdan kaynaklanır. Bu gibi durumlarda derhal hastanın hekimi haberdar edilmelidir.

Tıkanıklıklar

Bilinen en yaygın komplikasyon olan tıkanıklıklar ventriküloatrial veya ventriküloperitonal şantların herhangi bir yerinde oluşabilirler.

Komplikasyon riskinin zayıf olduğu hallerde bile hasta ve ailesi ameliyattan sonra bazı komplikasyonlar meydana gelebileceğini dikkate almalıdırlar. Bu semptomlar hastadan hastaya ve zaman içinde değişebilmektedir.

Bebeklerde ve küçük çocuklarda semptomlar kafatasının anormal büyümesi, bıngıldakta şişme, kafatası derisi damarlarının genişlemesi, sinirlilik ve dikkat dağılması, bakışların aşağıya doğru kayması ve bazen da titremeler şeklindedir.

Şant tıkanıklıkları kateter etrafından CSF sızıntısına ve deri altında toplanmasına neden olabilir.

Eğer tıkanıklık doğrulanırsa şant çıkarılmalıdır.

Enfeksiyon

Kronik şant arızaları şant boyunca CSF sızmasına neden olarak enfeksiyon riskini arttırır.

Yerel veya sistemik enfeksiyon CSF şant sistemlerinde bir başka komplikasyon olasılığı teşkil eder ve genellikle şantta deri altı bakterilerin üremesinden ileri gelir. Ancak bütün yabancı maddeler gibi şant de yerel veya sistemik enfeksiyonlara maruz kalabilmektedir. Bu enfeksiyon eritemler, ödemler veya şant boyunca deri altı erozyon biçiminde ortaya çıkabilir.

Uzun süren ve nedeni açıklanamayan ateşler de şant sistemi enfeksiyonlarından ileri gelebilir.

Enfeksiyon meydana gelmesi halinde şant sistemi çıkarılmalı ve spesifik tedavi uygulamasına geçilmelidir.

Aşırı Drenaj

Aşırı drenaj ventriküllerin göçmesine ve subdural hematomlar meydana gelmesine neden olabilmektedir.

Çocuklarda bıngıldağın göçmesi, kafatası kemiklerinin üst üste binmesi, hatta akut kraniostez veya obstrüktif olmayan hidrosefalinin Sylvius borusunun tıkanması yüzünden obstrüktif hale dönüşmesi de görülebilmektedir.

Yetişkinlerde kusma, görsel ve işitsel bozukluklar, isteksizlik gibi sorunlar yanında ayakta dururken rastlanan baş ağrıları yatınca azalmaktadır, Nöroşirurji uzmanları klinik ve CT bulgularına dayanarak Sophy® ayarlı basınç vanasının çalışma basıncı ayarlarıyla semptomları ve ventrikül büyüklüklerini kontrol edebilirler. Ancak burada subdural hematomun derhal drenajı gerekebilir.

Diğerleri

Şant sistemlerinin arızaları çeşitli komponentlerinin birbirlerinden ayrılmalarından ileri gelir.

Örneğin ventriküler kateter karın içi periastazına tepki olarak karın boşluğuna ve atrial kateter de kan dolaşımının sonucu olarak kalbin sağ tarafına kayabilir.

Peritonal kateter abdominal iç organları delebilir.

Büyüme kateterleri yerleştirildikleri yerlerden uzaklaştırabilir.

Bu durumlarda kateterler derhal eski yerlerine kaydırılmalıdır.

Implant noktası üzerinde deri dekrozları da bildirilmiştir.

Kafatası içine yerleştirmelerde CSF akışı nedeniyle titreşimler hissedilebilir.

Silikon alerjisi ve ventriküler şantlamadan sonra sara vakaları da rapor edilmiştir.

Göğüs içi implantlarında hastaların vanayı aksiyal olarak hareket ettirdiği durumlar basıncın ters olarak okunmasına ve kateter tıkanmasına neden olabilmektedir.

Yakut küre protein veya hücre birikimleri sonucunda konumundan kayabilir. Bunun sonucunda vananın ayarlama özelliği yitirileceğinden aşırı drenaj, ve antireflü işlevinde bir bozukluk ortaya çıkabilir.

Protein veya hücre birikintilerinin rotoru kilitlemesi mıknatıs vasıtasıyla ayarlamayı olanaksız kılar.

Uyarılar ve Önlemler

Implant yapılan yere bir darbe alınması halinde basınç ayarları daima kontrol
edilmelidir.
 
Basın ayarı değişiklikleri mutlaka bir nöroşirurji uzmanı tarafından yapılmalıdır.

Hastaya PIC kartını üzerinde taşımasının önemi ve takip için yanında bulundurması gereği belirtilmelidir.

MRI’ya giren hastalara ufak, ancak önemsiz bir etki görecekleri ifade edilmelidir.

Basınç ayarları MRI’ya girilmesinden evvel ve sonra veya yoğun manyetik alanlara girilmesinden sonra daima kontrol edilmelidir.

Hastalara CSF akışı nedeniyle başlarında bir titreşim hissedebilecekleri söylenmelidir.

Kendilerine vana sistemleri yerleştirilen hastalar şant bozukluğu semptomlarına karşı kontrol altında tutulmalıdırlar.

 

SÖZLÜK
 

Anevrizma
Bir damarın lokal olarak patolojik genişlemesi. Anevrizmalar kalıtsal olabildikleri gibi damar cidarlarının ateroma gibi kardiyovasküler hastalıklar nedeniyle zayıflamasından ileri gelebilir.


Araknoid – Subaraknoid
bölge
Beyinde CSF dolaşımına yer verecek şekilde oluşan kılıf zarlardan biri.


Araknoid kist
Araknoidin büyüyerek çeşitli hacimlerde ve CSF ile dolan cepler oluşturarak normal CSF dolaşımını engelleyen kistler.


Arnold-Chiari Sendromu
Yeni doğanlarda görülen ve spina bifida ile beynin arka kısmında (beyin sapı ve beyincikte) anormal bir yapı oluşumu. Omurilik kanalının üst kısmına tutunarak hidrosefalide ciddî beyin hasarlarına yol açan durum.


Arterovenal malformasyon
Bir atar ve bir toplar damarın vasküler cep üzerinden birbirlerine geçiş yapacak şekildeki kalıtsal patoloji


Atriyal
Kalbin sağ atriumu ile ilgili


Bradikardi
Kalbin yavaş (<60/dak.) altında çarpması


Kateter
Şantın parçalarından biri olarak CSF dolaşımını sağlayan ufak silikon boru


Serebral Uyum
Serebral uyum (C) beynin kafatası içinde basıncı (dP) azaltmak üzere hacimsel değişmelere (dV) cevap verme yeteneği, ya da C = dV/dP. Beyin, ufak bir ICP değişikliği halinde büyük bir ventrikül hacmi değişikliği sağladığı takdirde uyumlu sayılır.


Koma – Komatoz
Bir uyarıya cevap vermeyen veya yetersiz cevap veren bir hastanın durumu.


Konjenital (Kalıtsal)
Gebelik veya doğum sırsında meydana gelen bir olayla ilgili

Kraniosinostoz/Kraniosteno
z
Kafatası kemiklerinin zamanından evvel kaynaması sonucunda gelişmenin durması ve kafatasında anormaliler oluşması. Bu durum kafatası içi basıncı arttırabilir ve görme bozukluklarına yol açabilir.


Ependima
Ependimal kanalın yüzünü kapsayan membran Ependimal kanal Omuriliğin dördüncü ventrikül ile iletişim halindeki merkezî kanalı


Epidural
Paradural’e bakınız


Ekstradural
Dura mater’in dışında (kranial tarafta) bulunan


Bıngıldaklar
Çocuklarda tam olarak kaynamamış kafatası kemikleri arasındaki boşluklar


Foramen
Bir geçit veya kanal veya iki kavitenin veya organın iletişime girmesini sağlayan aralık


Yabancı cisim
İnsan vücuduna sokulan veya yerleştirilen herhangi bir cisim


Hg
Uluslararası kimyasal elementler listesinde cıvanın simgesi

Lomber ponksiyon
Lomber spinal kolon seviyesinde iki omur arasına ince bir trokar sokularak aspirasyon yapılmaksızın CSF’nin alınması. Bu yöntemle ayrıca bir ilâç veya kontrast maddesi de zerkedilebilir.

Memene
Beyni ve omuriliği koruyan zar. Bu zar anatomik olarak beyne ve omuriliğe yapışık pia mater, kemiğe yapışık dura mater ve bu ikisi arasında yer alan araknoid şeklinde üç kısımdan meydana gelir.


Menenjit
Menenjlerin enfekte olması veya iltihaplanması

MRI
Manyetik rezonans imgelemesi. Envazif özellik taşımayan bu ilâve inceleme yönteminde bilgisayar tarafından analizlenen bir manyetik alan kullanılarak beynin anatomik yapıları gerek fizyolojik ve gerekse patolojik bağlamda net bir şekilde görselleştirilmektedir. Bu niteliği ile metod CT taramasının bir tamamlayıcısıdır.


Aşırı drenaj
Şantın aşırı miktarda drenaj yapması


Peridural
Dura mater’e içten veya dıştan lokalize, yani dura mater ile kemik (kafatası ile vertebra) arasında


Periton
Karın boşluğu membranı


Interkranial basınç artışı
Başın ön ve arka taraflarında ağrılar, kusma ve görme sorunları ile karakterize bir sendrom olup komaya kadar uzanabilir. Nedeni beyin damarlarında basınç artışları, beyin ödemleri veya CSF birikimi olup hidrosefaliden, tümörlerden, hematomlardan, abselerden,
serebrovasküler kazalardan veya menenjitten kaynaklanabilir.

Revizyon
Şantın bir kısmının veya tamamının değiştirilmesini öngören cerrahi girişim


Sajittal
Arkadan öne doğru dikey bir düzlem üzerinde

Silikon
Kateterlerin ve bir çok tıbbî implantların yapımında kullanılan plastik implant malzemesi

Yarık ventrikül sendromu
Çok ince bir radyolojik görüntü veren ventriküller aşırı drenajın belirtisidirler. Yarık ventrikül sendromu bir dizi klinik emarelerden oluşur.

Ayağa kalkıldığında beliren ve yatınca azalan veya yok olan baş ağrıları,

Kusma, görsel veya işitsel bozukluklar, isteksizlik.

Paraklinik emareler:

CT taramasında ventriküllerin hemen hemen mevcut olmaması. Ventriküller sadece bir yarık şeklinde görülür ve sendrom da adını bu durumdan alır.

Spina bifida
Omurgada bir veya birkaç omurun kaynamasından veya kusurundan ileri gelen formasyon bozukluğu. Bu olguda memenjler ve bazen da omurilik değişen miktarlarda CSF ile birlikte fıtıklaşır.

Omurilik
Merkezî sinir sisteminin omurga kanalı içinde uzanan kısmı

Subaraknoid (bölge)
Araknoid ile pia mater arasında yer alan

Subdural
Dura mater ile araknoid arasında yer alan

Tomodansitometri
CT taraması ile eş anlamlı olup insan vücudunda çeşitli dokuların kesitler halinde in vivo incelenmesini sağlar.

Tünelleme
Tümü ile dokular arasından ve içinden tünel şeklinde bir geçit açılması. Bu bağlamda tünel kateterin vücudun bir kısmından bir diğerine ulaştırılması için deri altından tesis edilir. Örneğin kranial kateter (vananın yerleştirildiği yer) göbeğe (distal kateterin peritonda yerleştirildiği yer) tünellenir ve böylece bir ventriküloperitonal şant elde edilir.