Bu
sistem kafatası ile omurgayı içeren kemik
yapıları içinde yer alır ve genelde “menenj”
olarak adlandırılan bir menenjal kılıf ile
korunur.
Beyin sağ ve sol olmak üzere iki serebral
yarımküre şeklindedir. Bu yarım küreler alt
orta kısımlarında birleşerek beyin sapına
kadar uzanan diansefali meydana getirirler.
Beyin sapı da alt ucundan omuriliğe bağlıdır.
Yarımkürelerin her biri yan ventrikül olarak
adlandırılan birer boşluğa sahiptirler. İki yan
ventrikül ön taraflarından açık olup frontal,
temporal ve oksipital adı verilen birer çıkıntı
gösteren bir hilâl biçimindedirler. Alt
kısımlarında ise Monro foramenleri
vasıtasıyla alttaki üçüncü ventriküle
bağlıdırlar.
|
|
|

|
Diansefalon içinde üçüncü ventrikülün yer aldığı iki
beyin yarım küresinin bulunduğu
yerdir.
Beyin sapı yukarıdan beyine ve alttan da omuriliğe bağlı
olup mezansefal (orta beyin),
pons ve soğancık (medulla) adlarını taşıyan üç kısımdan
oluşur.
Dördüncü ventrikül önde pons’un arka yüzeyi ve arkada da
beyincik ile sınırlı olup üstte
Sylvius borusu üzerinden üçüncü ventrikül ve alttan da
Luschka yan foramenleri ve
Magendie orta forameni vasıtasıyla subaraknoid alanlarla
irtibatlıdır.
|
|
 |
Beyin
ventrikülleri serebrospinal sıvı (CSF) adı verilen
saydam bir sıvı ile doludur.
CSF ventriküllerde koroid pleksus tarafından
yetişkinlerde saatte yaklaşık 20 ve çocuklarda 8
ml/h miktarlarında üretilmektedir.
ventriküllerde dolaşım yapan CSF foramenler üzerinden
dördüncü ventrikülü terk eder ve beyin
ile omuriliği çevreleyen subaraknoid boşluğa gider.
|
|
 |
|
Bu sıvı
araknoidden bir tür çıkıntı teşkil eden araknoid
viluslar (Pacchioni granülleri)
tarafından soğurularak dura mater ve beynin orta
hattında sajittal sinüs ile temas
halindeki boşluklardan kan dolaşımına geri döner.
|
 |
 |
Normal
koşullarda CSF salgılanması ve
soğurumu arasında tam bir denge vardır. |
Yetişkinlerde ortalama CSF basıncı yatar durumda iken
120-180 mm H2O (-10 mm Hg)
do0laylarında iken basınç ayakta dururken sıfıra
yaklaşır. CSF basıncı referans ölçümleri beyin
ventrikülleri seviyesinde yapılır ve intraventriküler
basınç olarak adlandırılır. Bu değere ayrıca
interkranial basınç adı da verilmektedir.
CSF saydam bir sıvı olup mekanik koruyucu rolü ötesinde
sinir sistemi ile vücudun geri kalan
kısmı arasındaki metabolik alışverişte de rol oynar.
HİDROSEFALİ NEDİR?
Hidrosefali terimi kafatası içinde aşırı sıvı
bulunduğunu belirtir. Bu durum CSF üretimi
ile soğurumu arasında bir dengesizlik bulunduğunu
belirten bir patolojidir. Hidrosefali
ancak CSF’nin ventriküler boşluklardan çıkamadığı ya da
soğurumda bir bozukluk
belirdiği hallerde meydana gelir.
|
|
Kafatasının boyutları
fontanellerin henüz açık olduğu
18 aylığa kadar olan çocuklar
haricinde sabit olduğu için
ventriküllerdeki sıvı hacminde
meydana gelecek herhangi bir
artış beyni etkiler ve nörolojik
emarelerin belirmesine neden
olur.
|
|
Başımdaki sıvı normal olarak boşalmadığı için
tedavi görmem gerekiyor.
|
|
|
Hidrosefalinin farklı türleri vardır:
Doğumdan önce ya da doğumda oluşmuşsa kalıtsal.
Doğumdan sonra örneğin bir kafa travmasından,
menenjitten, beyin kanamasından, neoplastik veya sistik
hastalıktan sonra meydana gelmişse edinsel.
Hidrosefali genellikle iki tipe ayrılır:
Obstrüktif hidrosefali.
Obstrüktif olmayan hidrosefali
Obstrüktif hidrosefali ventrikül boşluklarında CSF
dolaşımının engellenmesinden ileri gelmektedir. Tıkanma
genellikle Sylvius borusu seviyesinde olmakla birlikte
Monro forameninde ve diğer foramenlerde de görülebilir.
Bu tür hidrosefalilerde sık sık artan intrakranial
basınç klinik belirtileri ortaya çıkar.
Obstrüktif hidrosefalinin temel nedenleri şunlardır:
- Sylvius borusunun kalıtsal tıkanıklıkları
- Arnold Chiari Sendromu (Spina Bifida)
- Arka fossa tümörleri
Beyin etrafındaki CSF dolaşımına bir engel çıktığında ya
da soğurma noktaları çalışmadığında obstrüktif olmayan
hidrosefaliler belirmektedir.
Bu hidrosefalilerin ana nedenleri iki gruba ayrılabilir:
Aşırı CSF üretiminden doğanlar
* Koroid pleksus papiloması (Çok nadir bir tümör tipi)
CSF soğurumunun bozulmasından kaynaklananlar:
* Sebebi bulunamayan idyopatik ansefaliler. Bunlara
kronik yetişkin hidrosefalisi (CAH) ya da normale çok
yakın intraventriküler basınçlarla birlikte görüldükleri
için normal basınç hidrosefalisi (NPH) adı da
verilmektedir.
* Menenjit sonrası hidrosefalileri.
* Hemoraji sonrası (baş yaralanmaları, anevrizma veya
arteryovenal bozukluk) hidrosefalileri.
Hidrosefalinin klinik belirtileri ventriküllerde
genişleme ve bazen de kafatası içi basınçta artış
şeklindedir.
Bu belirtiler hastadan hastaya ve yaşın bir fonksiyonu
olarak görülür. Örneğin bebeklerde ve küçük çocuklarda
kafatası kemikleri tam olarak kaynamamış olduğu için
yetişkinlerden farklı durumlarla karşılaşılmaktadır.
Çocuklarda hidrosefalinin olağan belirtileri şunlardır:
- Baş çevresinin anormal derecede artışı.
- Kabarıklık yapan bıngıldaklar.
- Kafatası çevresindeki damarların genişlemesi.
- Kusma
- Bakışların aşağı kayması, sinirlilik, isteksizlik ve
hatta bunalımlar.
Artan kafatası içi basınç ta, sebebe bağlı olarak
gençlerde ve yetişkinlerde şu belirtileri verebilir:
- Baş ağrıları,
- Kusma,
- Görme bozuklukları (bulanıklık, çift görme) ve göz
fundusu muayene edildiğinde saptanan papilödem.
- Bilinç bozuklukları (isteksizlik, artan tembellik ve
hatta koma).
Benzeri başka emareler de görülebilir ve bunlar hekim
tarafından sistematik olarak incelenir. Bu emareler
arasında kalp atış hızının azalması ve krizler de
olabilir.
Aşağıda belirtilen karakteristik Hakim Üçlemi en çok
yetişkinlerde rastlanan normal basınçlı hidrosefalilerde
görülmektedir:
- Demans görümümü veren psikiyatrik bozukluklar
Burada en çok yavaş düşünme ve eylem, isteksizlik ve
kayıtsızlık, özellikle zaman açısından ciddî bellek ve
yönelim sorunları, dikkat yetersizliği ve gerçekleri
algılama sorunları söz konusudur.
- Yürüme bozuklukları ve dengesizlik
Zaman içinde sendelemeye erişen ve kişiyi yavaş,
dikkatli ve kimi hallerde de ayaklarını sürüklemesine
giden statik bozukluklar görülür. Dönme, ani duruşlar ve
yürüyüşler de dengenin bozulmasında etkili
olabilmektedir.
- Büzme kası bozuklukları
Bazı hallerde kişi idrarını ve hatta gaitasını tutamaz.
Bunun dikkatsizlikten, fark etmemekten veya sıkışmadan
ileri gelip gelmediği bilinememektedir. Hasta idrarını
herhangi bir yerde yapabilir ve giysilerini ıslatabilir.
Belirtilerde lomber ponksiyon ile boşaltma ardından
azalma görülmesi gerek prognoz ve gerekse tedavi
açısından olumlu işaretlerdir.
Hekim hidrosefalinin nedenini bulmak ve şiddet
derecesini saptamak için çeşitli araştırmalar
yapacaktır:
1. Tomodansitometri (CT taraması)
Bu teknik Röntgen ışınlarının içinden geçtikleri
yapıların yoğunluğunu ölçerek beynin, ventriküllerin ve
subaraknoid boşlukların ayrı ayrı imgelerini verir ve
bazı hidrosefali türleri için mükemmel bir tanı yöntemi
oluşturur.
2. Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRI)
Yoğun bir manyetik alan içine alındıklarında beyin
hücrelerinin gönderdiği sinyaller bir bilgisayar
aracılığı ile anatomik yapıların son derece kaliteli
imgelerine dönüştürülür. Bu teknik ayrıca kimi
hidrosefali türlerinde CSF dolaşımının kalitesini de
göstermektedir.
3. Ultrason
Bıngıldak üzerinden yapılan ultrason uygulaması küçük
çocuklarda ventriküllerin boyutlarını belirlemeye olanak
verir. Ancak çocukluk yaşını aşanlar ve yetişkinler için
kullanılamaz.
4. Ventrikül içi basıncın ölçülmesi
Bu ölçüm bir basınç ölçme sistemine bağlı bir kataterin
ventrikül içine sokulması suretiyle yapılır.
5. CSF akışına direncin ölçülmesi
Bu metot ile obstrüktif olmayan hidrosefalilerde CSF
soğurma kapasitesi saptanmaktadır.
Lomber ponksiyon ile sabit hızda bir enfüzyon sağlanır
ve enfüzyonun geçişi için gereken basınç aynı anda
kaydedilir.
Normal basınç –12 mm Hg/ml/dakikadır.
6. Basınç hacim endeksinin (PVI) ölçülmesi
Burada basınçta hacim değişmesinden doğan değişiklikler
saptanmaktadır. Zerkedilen beher birim basınç için
basınçta ne kadar fazla değişiklik olursa beynin uyum
yeteneğinin o derece az olduğu anlaşılır. Pratikte PVI
bu şekilde ve zerk suretiyle basınçta on katlık bir
artış sağlayan hacim biçiminde belirlenmiş
olmaktadır.
Normal PVI >20 ml’dir.
7. Beyin pals dalgası genliğinin ölçülmesi
Bu metot beyin uyum yeteneğinin değerlendirilmesi için
dolaylı bir yaklaşım olup dalganın genliği uyum ile ters
orantılıdır.
CSF ŞANTI NEDİR?
Karbonik hidraz inhibitörleri (asetazolamid) gibi bazı
ilâçların obstrüktif olmayan hidrosefaliyi geçici olarak
kontrol edebilmesine rağmen etkili yegâne tedavi yöntemi
cerrahidir.
CSF şantları çok uzun zamandan beri kullanılmakta olup
bugün bile endoskopik tedavinin endike veya mümkün
olduğu hallerde hidrosefali tedavisi için yapılan en
önemli ilerlemeyi teşkil ederler.
CSF şantı doğal yolaklarda bir engelin CSF akışına
olanak vermediği hallerde yapay bir yolak sunmakladır.
Şant CSF’nin beyin ventriküllerinden veya subaraknoid
bölgelerden bir başka soğurma alanına (kalbin sağ
atriumuna veya perotonal boşluğa) kateter adı verilen
ince borular vasıtasıyla aktarılmasına olanak verir.
Vana adı verilen oldukça karmaşık nitelikte bir
düzenleme mekanizması da kateter yolağı üzerinde bir
noktaya yerleştirilir. Böylece sağlanan drenaj beyindeki
fazla CSF’nin boşaltılmasını ve böylece kafatası
içindeki basıncın azaltılmasını sağlar.
|
|
Sıvının bir miktar atılması
gerekiyor. Böylece baş ağrılarımdan kurtulacağım.
|
|
|
Bir CSF
şant sistemi şunlardan oluşacaktır:
Beyin ventriküllerine veya subaraknoid bölgeye proksimal
olarak sokulan ve distal olarak bir rezervuara veya
vanaya bağlanan, proksimal ucu kapalı olup üzerinde
CSF'’in girmesi için çok sayıda delikçikler bulunan bir
kateter Piyasada çok kateter tip ve konfigürasyonları
mevcut olmakla birlikte düz ve dik açılı ventrikül
kateterleridir.
İsteğe bağlı olarak vanaya bağlanan bir rezervuar.
Tek yönlü (yani CSF’nin beyne geri dönmesine olanak
vermeyen) bir vana. Bunun da piyasada farklı tipleri ve
konfigürasyonları görülmektedir.
Yine isteğe bağlı olarak vanaya bağlanabilen bir
antisifon cihazı.
Proksimal olarak vanaya bağlı,distal olarak peritonal
boşluğa veya kalbin sağ atrium girişine bağlanan bir
distal kateter Bu kateterin de birçok tipleri ve
konfigürasyonları vardır.
Distal uç bu kateterlerde açık olup CSF’nin kalp veya
karın boşluğuna gidebilmesi için üzerinde birçok
delikçikler bulunmaktadır.
Şantlar vücudun iyi tahammül edebildiği silikon,
polisülfon veya paslanmaz çelik gibi maddelerden
yapılmaktadır.
Kateter olarak adlandırılan iki ufak tüp genel olarak
silikondan imal edilmiştir.
Konulduğu takdirde rezervuar. şantın etkinliğini
değerlendirmeye ve zerkedilmek veya örnek alınmaya
yarayan bir depo sağlar.
Görevi akış yönünü belirlemek ve ventriküllerde spesifik
bir basınç sağlamaya yarayan vana iki kateter arasına
yerleştirilir.
Hidrosefali vanaları hastasına göre farklı basınçlara
ayarlanabilirler ve aşırı bir CSF drenajını önlerler.
Antisifon cihazı teorik olarak şantın proksimal ve
distal kısımlarında yatıştan ayakta duruma geçişlerde
meydana gelebilen ani basınç farklı ihtiyaçlarını
karşılamaktadır.
Beyin cerrahı deneyimden elde edilen sonuçlara göre en
uygun cerrahi metodunu ve vanayı seçmektedir.
Şant sistemi bir bütün olarak deri altına yerleştirilir.
Obstrüktif olmayan hidrosefalilerde kateter uçlarının
ventriküler sisteme erişmeleri şarttır. Bu durumda
ventriküler ve proksimal kateterlerden bahsedilir.
|
 |
Uçlarından biri peritonal boşluğa veya sağ atriuma
verilen katetere distal kateter adı
verilir.
Bu klinik özelliklere göre beyin cerrahı CSF şant
sistemini aşağıdaki ü tipten birine
bağlı olarak seçecektir:
|
 |
Ventrikoperitonal şant (V-P)
Burada CSF beyin ventriküllerinden peritonal boşluğa
şantlanmakta, burada gastroentestinal organları saran
periton üzerinden kana soğurulmaktadır.
Ventrikoatrial şant (V-A)
CSF bu yaklaşımda beyin ventriküllerinden kalbin sağ
atriumuna şantlanarak doğrudan doğruya kan dolaşımına
girmektedir.
Lumboperitonal şant (L-P)
|
CSF bu
şantta lomber
subaraknoid bölgeden
peritonal boşluğa verilir.
|
|
Bazı
durumlarda kimi şantlar ventriküler kateter ile vana
arasında bir rezervuar da ihtiva ederler. Hekim bu
rezervuarı
- şantın etkinliğini belirlemek,
- CSF örnekleri almak, ve
- enjeksiyon yapmak
için kullanır.
CSF şantı ameliyathane koşullarında genel anestezi
altında takılır ve beyin cerrahı her hasta için
tecrübesine göre en uygun cerrahi metodu ve vanayı seçer.
Aşağıdaki evrelerin şematik olarak belirlenmesi
gereklidir:
- Vanayı ve kateterleri deri altına yerleştirmek için
birkaç ufak ensizyon yapılması.
- Kateterlerin deri altı dokularda tünellenmesi.
- Vananın deri altında kulak arkasından kafatasına,
pektoral bölgeye veya yana konması.
- Kafa derisinde bir ensizyon yapılmasından sonra
proksimal kateteri yan ventriküllerden birine sokmak
üzere frele bir delik açılması.
- Distal kateterlerden birinin ucunun karın boşluğuna
veya kalbin sağ atriumuna g,den boyun damarlarından
birine verilmesi.
Ventriküloperitonal implantlardan bir örnek aşağıdaki
şekilde gösterilmiştir:
|
|
-
Karın ensizyonu
-
Kafa
ensizyonu
-
Peritonal kateter kılavuzu
-
Peritonal kateterin tünellenmesi
-
Ventriküler kateterin yerleştirilmesi (Frez ve
yerleştirme)
-
Ventriküler kateterin vanaya takılması ve vana
yerleştirme
-
Peritonal kateter ucunda akışın kontrolü
-
Peritonal drenin ayarlanması
-
Kafatası ensizyonunun kapatılması
-
Peritonal ensizyonun kapatılması
|
BEYİN CERRAHI SOPHY® VANASINI
NİÇİN SEÇMİŞTİR?
Hidrosefalide kullanılan ekseri vanalar sabit basınçta
(= dirençte) çalışırlar. Beyin cerrahı ameliyattan
hastanın durumuna ve yapılan incelemelerin sonuçlarına
göre hangi tip vanayı kullanacağına karar verir.
İmalâtçılar genel olarak her modelden düşük, orta ve
yüksek basınç olarak üç farklı kalibrasyon sunarlar.
Ekseri hallerde cerrahın yaptığı seçim yerleştirme
sırasında doğru olmakla beraber CSF’nin
şantlanması hastanın klinik durumunda değişikliklere yol
açar ve cerrah ta tekrar müdahale ederek farklı bir
basınçta çalışan bir vana yerleştirmek zorunda kalır.
Birden fazla olabilen bu müdahaleler, envazif
nitelikleri nedeniyle hasta için tehlikeden ari
değildirler. Bu problemin çözümü istenen sahanın
tamamını kapsayan çeşitli basınçlara tekrar cerrahi
müdahaleye gerek duyulmaksızın ayarlanabilecek ve basınç
değişikliklerine cevap verebilecek bir vanadır.
Ayarlanabilir basınçlı vana gerisinde yatan kavram da
budur.
Bu soru birkaç yıl öncesine kadar sorulabilecek bir
nitelik taşımakta idi. Ancak basıncı ayarlanabilen
vanalar günümüzde hidrosefali tedavisinde artık
yerlerini almışlardır.
Ayarlanabilir basınçlı vanalar ve özellikle de Sophy®
halen dünyada yaygın olarak kullanılmakta ve önemli bir
ileri adım olarak kendini kanıtlamış bulunmaktadır.
|
 |
Sophy®
ayarlı basınçlı vana tek bir dış ayar ile çalışma
basıncını ayarlama olanağına sahiptir.
Sophy® ayrıca CSF drenaj hızını cerrahi müdahale
olmaksızın hastanın ihtiyacına göre ayarlar ve klinik ve
CT taraması sonuçlarına göre cerraha çalışma basıncı
semptomlarını giderme olanağını verir.
Basınç ayarı tamamen ağrısızdır ve ayar takımının bir
parçasını teşkil eden ve cerrahın vananın hemen
yukarısına olmak üzere deri altına yerleştirdiği özel
bir mıknatısın manyetik etkisi ile gerçekleşir.
Basınç değişiklikleri aşağıdaki parçalardan oluşan ayar
takımı yardımı ile cerrahi müdahale gerektirmeksizin
yapılmaktadır:
|
Basınç
selektörü
Ayar pusulası
Ayar mıknatısı
|
|
Sunduğu
geniş ayar kabiliyeti sayesinde Sophy® vanası
hidrosefali vakalarının ekserisinin, sebepleri her ne
olursa olsun tedavisine ve dengelenmesine olanak sağlar.
Sophy® basınç yararlı vanaları hastanın normal günlük
hayatlarını sürdürmelerini hastane yardımı olmaksızın
imkân vermektedir. Bunun için basit bazı kurallara ve
hekimin tavsiyelerine uyulması yeterlidir.
Sophy® vanaları imalat sürecinin bütün aşamalarında sıkı
bir kontrol altındadır. Her Sophy® vanasının özellikleri
kendisine has olduğu için üzerlerine ayrı seri
numaraları gömme olarak yazılır. Bu seri numarası
hastanın tanıtım kartına (PIC) de geçirilir ve
cerrah tarafından hastaya verilir.
Not: Sophy® ayarlı basınçlı vanaları lateks ihtiva
etmez.
Sophy® vanaları birer PIC ve katalog, parti ve seri
numaralarını taşıyan yapıştırma etiketleri ile birlikte
ambalajlanır.
Hasta yerleştirilen cihazın referansını ve basınç
ayarını gösteren PIC’i daima üzerinde taşımalıdır.
|
|
SOPHY sayesinde doktorum beni
hastaneye gitme gereği olmaksızın tedavi edebiliyor.
|
|
SOPHY® VANASI İLE
TEDAVİM NASIL OLUYOR?
Hidrosefali hastalarının çoğu CSF şantlarıni
bütün hayatları boyunca muhafaza etmek
zorundadırlar. Sophy® vanasının avantajlarından
biri de hastaya normal bir günlük hayat olanağı
vermesinde yatar.
Tedavi uzun bir süreç teşkil ettiği için
hastanın uzun süre gözetim altında tutulması
gerekir. Gerek hasta ve gerekse ailesi bu
gözetim surecinde yer almak zorundadırlar.
Bu bağlamda ameliyat sonrası tedbirlerin
alınması ve düzenli aralıklarla tıbbî kontrole
gidilmesi meydana gelebilecek komplikasyonları
önlemek için şarttır.
Hastanın klinik durumuna bağlı olarak bir göz
muayenesi, bir kafatası CT taraması, şant
sisteminde bir MRI veya Röntgen kontrolü
istenecektir.
Hasta taşıdığı cihazı basınç ayarlarını
bozabilecek ani şoklardan (sert sporlardan) uzak
tutmalıdır. Bir şok vukuunda basınç ayarı beyin
cerrahı tarafından kontrol edilmelidir.
|
|
İstediğim her şeyi yapmama
olanak verdiği için SOPHY’yi seviyorum.
|
|
MRI
Yapılan testler vananın manyetik özelliklerinin
ve dolayısıyla manuel ayarlarının 1,56 Teslas’a
(15.000 Gauss’a) kadar güçlerde MRI
muayenelerinden etkilenmediğini göstermiştir.
Vana mekanizması bu etkilerden tamamen
bağışıktır.
Bununla beraber rotor konunu MRI’da
değişebileceği için aşağıdaki tedbirler
önerilmektedir:
Cerrah hastayı muayene odasına almadan evvel
rotor konumunu selektör ve kompas ile kontrol
etmelidir.
Cerrah hastanın muayene odasından çıkışında
rotor konumuna bakmalıdır.
Not: Kontrol sırasında hasta yatar durumda
olmalıdır.
Eğer rotor konumu değişmiş ise cerrah Sophy®
kullanma talimatında verilen bilgilere göre
selektör ve ayar mıknatısı ile gerekli
düzeltmeleri yapmalıdır.
GÜNLÜK YAŞAMDAKİ OLAĞAN
MANYETİK ALANLAR
|
|
Sophy® vanalarının
manyetik yayları günlük hayatta
karşılaşılan manyetik alanların rotor
üzerinde bir etki yapmasını önleyecek
şekilde kalibre edilmiştir. Hava
alanlarındaki manyetik güvenlik
kapıları, cep telefonları, yüksek
gerilim hatları, televizyon ve benzeri
cisimler basınç ayarını değiştirmez.
|
|
Evlerde, oyuncaklarda, kulaklıklarda,
hoparlörlerde bulunan daimî mıknatıslar ve
elektrikli tıraş makinesi, saç kurutucusu ve
benzeri aletlerde motorun çalışırken meydana
getirdiği manyetik alanlar basınç ayarını
etkileyebilir. Bu tür bir olasılığın önüne
geçmek için vücutta vananın bulunduğu yere fazla
yaklaştırılmamalıdırlar.
Yüksek şiddetteki manyetik alanlar basınç
ayarını etkileyecektir.
HEKİMİMLE NE ZAMAN
TEMASA GEÇMELİYİM?
Şantlarde başlıca komplikasyonlar tıkanmalardan,
enfeksiyondan ve aşırı drenajdan kaynaklanır. Bu
gibi durumlarda derhal hastanın hekimi haberdar
edilmelidir.
Tıkanıklıklar
Bilinen en yaygın komplikasyon olan
tıkanıklıklar ventriküloatrial veya
ventriküloperitonal şantların herhangi bir
yerinde oluşabilirler.
Komplikasyon riskinin zayıf olduğu hallerde bile
hasta ve ailesi ameliyattan sonra bazı
komplikasyonlar meydana gelebileceğini dikkate
almalıdırlar. Bu semptomlar hastadan hastaya ve
zaman içinde değişebilmektedir.
Bebeklerde ve küçük çocuklarda semptomlar
kafatasının anormal büyümesi, bıngıldakta şişme,
kafatası derisi damarlarının genişlemesi,
sinirlilik ve dikkat dağılması, bakışların
aşağıya doğru kayması ve bazen da titremeler
şeklindedir.
Şant tıkanıklıkları kateter etrafından CSF
sızıntısına ve deri altında toplanmasına neden
olabilir.
Eğer tıkanıklık doğrulanırsa şant
çıkarılmalıdır.
Enfeksiyon
Kronik şant arızaları şant boyunca CSF sızmasına
neden olarak enfeksiyon riskini arttırır.
Yerel veya sistemik enfeksiyon CSF şant
sistemlerinde bir başka komplikasyon olasılığı
teşkil eder ve genellikle şantta deri altı
bakterilerin üremesinden ileri gelir. Ancak
bütün yabancı maddeler gibi şant de yerel veya
sistemik enfeksiyonlara maruz kalabilmektedir.
Bu enfeksiyon eritemler, ödemler veya şant
boyunca deri altı erozyon biçiminde ortaya
çıkabilir.
Uzun süren ve nedeni açıklanamayan ateşler de
şant sistemi enfeksiyonlarından ileri gelebilir.
Enfeksiyon meydana gelmesi halinde şant sistemi
çıkarılmalı ve spesifik tedavi uygulamasına
geçilmelidir.
Aşırı Drenaj
Aşırı drenaj ventriküllerin göçmesine ve
subdural hematomlar meydana gelmesine neden
olabilmektedir.
Çocuklarda bıngıldağın göçmesi, kafatası
kemiklerinin üst üste binmesi, hatta akut
kraniostez veya obstrüktif olmayan
hidrosefalinin Sylvius borusunun tıkanması
yüzünden obstrüktif hale dönüşmesi de
görülebilmektedir.
Yetişkinlerde kusma, görsel ve işitsel
bozukluklar, isteksizlik gibi sorunlar yanında
ayakta dururken rastlanan baş ağrıları yatınca
azalmaktadır, Nöroşirurji uzmanları klinik ve CT
bulgularına dayanarak Sophy® ayarlı basınç
vanasının çalışma basıncı ayarlarıyla
semptomları ve ventrikül büyüklüklerini kontrol
edebilirler. Ancak burada subdural hematomun
derhal drenajı gerekebilir.
Diğerleri
Şant sistemlerinin arızaları çeşitli
komponentlerinin birbirlerinden ayrılmalarından
ileri gelir.
Örneğin ventriküler kateter karın içi
periastazına tepki olarak karın boşluğuna ve
atrial kateter de kan dolaşımının sonucu olarak
kalbin sağ tarafına kayabilir.
Peritonal kateter abdominal iç organları
delebilir.
Büyüme kateterleri yerleştirildikleri yerlerden
uzaklaştırabilir.
Bu durumlarda kateterler derhal eski yerlerine
kaydırılmalıdır.
Implant noktası üzerinde deri dekrozları da
bildirilmiştir.
Kafatası içine yerleştirmelerde CSF akışı
nedeniyle titreşimler hissedilebilir.
Silikon alerjisi ve ventriküler şantlamadan
sonra sara vakaları da rapor edilmiştir.
Göğüs içi implantlarında hastaların vanayı
aksiyal olarak hareket ettirdiği durumlar
basıncın ters olarak okunmasına ve kateter
tıkanmasına neden olabilmektedir.
Yakut küre protein veya hücre birikimleri
sonucunda konumundan kayabilir. Bunun sonucunda
vananın ayarlama özelliği yitirileceğinden aşırı
drenaj, ve antireflü işlevinde bir bozukluk
ortaya çıkabilir.
Protein veya hücre birikintilerinin rotoru
kilitlemesi mıknatıs vasıtasıyla ayarlamayı
olanaksız kılar.
Uyarılar ve Önlemler
Implant yapılan yere bir darbe alınması halinde
basınç ayarları daima kontrol
edilmelidir.
Basın ayarı değişiklikleri mutlaka bir
nöroşirurji uzmanı tarafından yapılmalıdır.
Hastaya PIC kartını üzerinde taşımasının önemi
ve takip için yanında bulundurması gereği
belirtilmelidir.
MRI’ya giren hastalara ufak, ancak önemsiz bir
etki görecekleri ifade edilmelidir.
Basınç ayarları MRI’ya girilmesinden evvel ve
sonra veya yoğun manyetik alanlara girilmesinden
sonra daima kontrol edilmelidir.
Hastalara CSF akışı nedeniyle başlarında bir
titreşim hissedebilecekleri söylenmelidir.
Kendilerine vana sistemleri yerleştirilen
hastalar şant bozukluğu semptomlarına karşı
kontrol altında tutulmalıdırlar.
SÖZLÜK
Anevrizma
Bir damarın lokal olarak patolojik genişlemesi.
Anevrizmalar kalıtsal olabildikleri gibi damar
cidarlarının ateroma gibi kardiyovasküler
hastalıklar nedeniyle zayıflamasından ileri
gelebilir.
Araknoid – Subaraknoid
bölge
Beyinde CSF dolaşımına yer verecek şekilde
oluşan kılıf zarlardan biri.
Araknoid kist
Araknoidin büyüyerek çeşitli hacimlerde ve CSF
ile dolan cepler oluşturarak normal CSF
dolaşımını engelleyen kistler.
Arnold-Chiari Sendromu
Yeni doğanlarda görülen ve spina bifida ile
beynin arka kısmında (beyin sapı ve beyincikte)
anormal bir yapı oluşumu. Omurilik kanalının üst
kısmına tutunarak hidrosefalide ciddî beyin
hasarlarına yol açan durum.
Arterovenal malformasyon
Bir atar ve bir toplar damarın vasküler cep
üzerinden birbirlerine geçiş yapacak şekildeki
kalıtsal patoloji
Atriyal
Kalbin sağ atriumu ile ilgili
Bradikardi
Kalbin yavaş (<60/dak.) altında çarpması
Kateter
Şantın parçalarından biri olarak CSF dolaşımını
sağlayan ufak silikon boru
Serebral Uyum
Serebral uyum (C) beynin kafatası içinde basıncı
(dP) azaltmak üzere hacimsel değişmelere (dV)
cevap verme yeteneği, ya da C = dV/dP. Beyin,
ufak bir ICP değişikliği halinde büyük bir
ventrikül hacmi değişikliği sağladığı takdirde
uyumlu sayılır.
Koma – Komatoz
Bir uyarıya cevap vermeyen veya yetersiz cevap
veren bir hastanın durumu.
Konjenital (Kalıtsal)
Gebelik veya doğum sırsında meydana gelen bir
olayla ilgili
Kraniosinostoz/Kraniosteno
z
Kafatası kemiklerinin zamanından evvel kaynaması
sonucunda gelişmenin durması ve kafatasında
anormaliler oluşması. Bu durum kafatası içi
basıncı arttırabilir ve görme bozukluklarına yol
açabilir.
Ependima
Ependimal kanalın yüzünü kapsayan membran
Ependimal kanal Omuriliğin dördüncü ventrikül
ile iletişim halindeki merkezî kanalı
Epidural
Paradural’e bakınız
Ekstradural
Dura mater’in dışında (kranial tarafta) bulunan
Bıngıldaklar
Çocuklarda tam olarak kaynamamış kafatası
kemikleri arasındaki boşluklar
Foramen
Bir geçit veya kanal veya iki kavitenin veya
organın iletişime girmesini sağlayan aralık
Yabancı cisim
İnsan vücuduna sokulan veya yerleştirilen
herhangi bir cisim
Hg
Uluslararası kimyasal elementler listesinde
cıvanın simgesi
Lomber ponksiyon
Lomber spinal kolon seviyesinde iki omur arasına
ince bir trokar sokularak aspirasyon
yapılmaksızın CSF’nin alınması. Bu yöntemle
ayrıca bir ilâç veya kontrast maddesi de
zerkedilebilir.
Memene
Beyni ve omuriliği koruyan zar. Bu zar anatomik
olarak beyne ve omuriliğe yapışık pia mater,
kemiğe yapışık dura mater ve bu ikisi arasında
yer alan araknoid şeklinde üç kısımdan meydana
gelir.
Menenjit
Menenjlerin enfekte olması veya iltihaplanması
MRI
Manyetik rezonans imgelemesi. Envazif özellik
taşımayan bu ilâve inceleme yönteminde
bilgisayar tarafından analizlenen bir manyetik
alan kullanılarak beynin anatomik yapıları gerek
fizyolojik ve gerekse patolojik bağlamda net bir
şekilde görselleştirilmektedir. Bu niteliği ile
metod CT taramasının bir tamamlayıcısıdır.
Aşırı drenaj
Şantın aşırı miktarda drenaj yapması
Peridural
Dura mater’e içten veya dıştan lokalize, yani
dura mater ile kemik (kafatası ile vertebra)
arasında
Periton
Karın boşluğu membranı
Interkranial basınç artışı
Başın ön ve arka taraflarında ağrılar, kusma ve
görme sorunları ile karakterize bir sendrom olup
komaya kadar uzanabilir. Nedeni beyin
damarlarında basınç artışları, beyin ödemleri
veya CSF birikimi olup hidrosefaliden,
tümörlerden, hematomlardan, abselerden,
serebrovasküler kazalardan veya menenjitten
kaynaklanabilir.
Revizyon
Şantın bir kısmının veya tamamının
değiştirilmesini öngören cerrahi girişim
Sajittal
Arkadan öne doğru dikey bir düzlem üzerinde
Silikon
Kateterlerin ve bir çok tıbbî implantların
yapımında kullanılan plastik implant malzemesi
Yarık ventrikül sendromu
Çok ince bir radyolojik görüntü veren
ventriküller aşırı drenajın belirtisidirler.
Yarık ventrikül sendromu bir dizi klinik
emarelerden oluşur.
Ayağa kalkıldığında beliren ve yatınca azalan
veya yok olan baş ağrıları,
Kusma, görsel veya işitsel bozukluklar,
isteksizlik.
Paraklinik emareler:
CT taramasında ventriküllerin hemen hemen mevcut
olmaması. Ventriküller sadece bir yarık şeklinde
görülür ve sendrom da adını bu durumdan alır.
Spina bifida
Omurgada bir veya birkaç omurun kaynamasından
veya kusurundan ileri gelen formasyon bozukluğu.
Bu olguda memenjler ve bazen da omurilik değişen
miktarlarda CSF ile birlikte fıtıklaşır.
Omurilik
Merkezî sinir sisteminin omurga kanalı içinde
uzanan kısmı
Subaraknoid (bölge)
Araknoid ile pia mater arasında yer alan
Subdural
Dura mater ile araknoid arasında yer alan
Tomodansitometri
CT taraması ile eş anlamlı olup insan vücudunda
çeşitli dokuların kesitler halinde in vivo
incelenmesini sağlar.
Tünelleme
Tümü ile dokular arasından ve içinden tünel
şeklinde bir geçit açılması. Bu bağlamda tünel
kateterin vücudun bir kısmından bir diğerine
ulaştırılması için deri altından tesis edilir.
Örneğin kranial kateter (vananın yerleştirildiği
yer) göbeğe (distal kateterin peritonda
yerleştirildiği yer) tünellenir ve böylece bir
ventriküloperitonal şant elde edilir.
|
|